30 Ağustos 2012 Perşembe

süre

Bir süredir yazmıyorum çünkü bir süredir nasıl hissettiğimi bilmiyorum.Yıllardır beklediğim an geldi, artık farklı bir şehirde farklı insanlarla yaşıyorum.Aslında farkettim ki hani büyükerimiz derler ya 'Her işte bir hayır var' diye gerçekten doğruymuş.Her yaşadığımdan bir sonuç çıkarmaya ve kendimi tanımaya başladığım için de mutluyum.Tabiyki bütün sorunlarımı çözemedim fakat nasıl çözebileceğimi biliyorum artık.
Bir de bazen neden bir şeyim de kolay yapılmıyor diyorum mesela artık okula gitmek için bir buçuk saat yol çekeceğim her gün .Ama sonra farklı olduğumu düşünüyorum.Biliyorum, fazla iyimserim ama öyle olmasa bu dünya çekilmez ki.

23 Ağustos 2012 Perşembe

şey

Merhaba yeni hayat!
Uğruna en sevdiklerimi bırakıp geldiğim yeni hayat.
Şu an hala idrak edemedim, hala sanki bir kaç zaman sonra 'evime' dönecekmişim gibi geliyor.Hala konuşurken 'bizim evde...' diyorum 'eski' evim için.Ama artık 'yeni' evimdeyim.İstediğim buydu.Bir şeyler kazanmak için, birşeylerden 'vazgeçmek' demeyelim de 'uzaklaşmak' gerekiyor.Bu zamana kadar çok şeyden  uzaklaştım,aslında bu benden çok şey aldı ama yerine mutlaka bir şeyler koydu.Şükrettiğim, bu zamana kadar yaşadıklarımda boşluk olmaması.Bazen çok kötü, bazen çok iyi ama yine de geri dönüp baktığım zaman 'iyi ki yaşamışım' diyebileceğim şeyler.Şimdi önümde kendi kararlarımın hakim olduğu ve yaptıklarımın sorumluluklarının tamamen bana ait olduğu bir dönem var.Galiba işte ben de bundan korkuyorum.

17 Ağustos 2012 Cuma

gece

Acınacak durumdayım.
Bu gece evimdeki son gecem olduğu için değil, artık annemi sadece bayramlarda seyranlarda göreceğim için değil, ikinci olarak yine yine arkadaşlarıma 'hoşçakalın ben gidiyorum' demek için buluşmadığım için değil, en yakın arkadaşım olan kuzenimin bencilliğinden dolayı bana dargın olmasından değil.
Hiç bir zaman konuşmaya cesaretim olmayan birinin benle herhangi küçük bir iletişime geçmesini beklediğim için, hangi üniversiteye nereye gideceğini bilmediğim, tahminen en son 5 haziranda görmüş olduğum, sırf başkasının aldığı çiçeklerle ilgilendiği için çiçekleri sakladığım için.
Acınacak durumdayım.

14 Ağustos 2012 Salı

üniversite

 İstanbul, aslında bana çocukluğumu hatırlatıyor.Gerçek ve unutulmayacak arkadaşlıklarımı, oynadığım envai çeşit oyunları,ilk aşkı, yaramazlıklarımı...İstanbul benim için birkaç tane minare, alışveriş merkezi ha bir de köprüden ibaret değil. Yaşamak istediğim ama yaşayamadığım gençliğim İstanbul. Yaşayamadığım lise yıllarım, yaşayamayacağım üniversite yıllarım. Bunun nedeni başkalarının kendi hayatlarını yaşamak istemesi ve benim de onların hayatını yaşamamı istemeleri. 'Eee yaşama o zaman' .Olmuyor işte yaşama demekle olmuyor.

8 Ağustos 2012 Çarşamba

ruh hali diye buna denir


Yanız mıyım sorusunu bu zamana kadar kendime gerçekten hiç sormamıştım.Şimdi yalnızlığın ne olduğu daha iyi anlıyorum.En azından kendi yalnızlığımın .Çaresizlik, korku ama huzur.

5 Ağustos 2012 Pazar

eskilerden

Yumuşak bir hava,
kuşların sesi ve tam kararmamış gökyüzündeki yıldızlar,
uzun bir gölge ve kömür kokusu,
tanımadığım insanların sesleri ve ağzımda sevdiğim bir şarkının mırıltısı
ilk güneş, ilk sevinç, ilk adım, ilk nefes,ilk çocukluk, ilk yalnızlık.
zaman geçtikçe belirginleşen bir yıldız,
tamamlanamayan cümleler
yüklemi olmayan bir son.

18

Saat 18.40.18.40 benim için büyük bir anlam teşkil ederdi düne kadar .Saçma sapan ama BÜYÜK bir anlam söylemeyeceğim, zaten söylesem bana gülersiniz.Bu muydu dersiniz ne kadar salakça.Takarım işte ben bazen böyle şeylere.Dakikalara, bazen bir taşa takılırım bazen de duvardaki bir yazıya bazen de eski defterlerin arasındaki merhaba bugün günlerden şu ben de şu yaşındayım diye yazdığım saçma yazılara. Bazen de günlüklerime, günlüklerimde daha bariz gördüğüm kararsızlıklarıma ,kararlarıma.Bazen de bir doktora takarım 18 yaşında bir çocuk olan benim doktorlardan korkmama ve sevmememe neden olduğu için. Bazen kardeşime takılırım. Bazen kendime:Korktuğum ve olmasını istemediğim ama olacak şeyler sık sık söyleyerek etrafımdakileri üzdüğüm için.Özür dilerim.

4 Ağustos 2012 Cumartesi

yellow



Look at the stars,
Look how they shine for you
And all the things that you do...

3 Ağustos 2012 Cuma

yalnız kuş


Bende bir aşk var,
Onu hep yanlış kalplere bıraktım.
Bende bi aşk var,
Onu soğuk yataklarda harcadım.
Tutup dileğimi neden köksüz ağaçlara adadım?
Bende bir aşk var,
Onu hep kırık yelkenlere bağladım.
Senin gökyüzünde benim yerim yoktu,
Kuru dallarında kanatlarım kırılıp koptu.
Senin toprağında benim evim yoktu,
Kader aynı sondu yazdığı son hikaye buydu...

Barış


               Birden bir Barış Manço şarkısına rastladım biraz önce ve duygulandım.Çünkü Barış Manço'nun yeri bende çok farklıdır.Benim küçüklüğüm onun son dönemlerine rastlamış olsa bile o benim çocukluk kahramanımdı.Adam Olacak Çocuk'u izlerdim,şarkılarını çok severdim.Onunla tanışamamış olsam bile onun sesini, gülüşünü sevdim.Çünkü o çocukları çok seviyordu ve ben de küçük bir çocuktum..Şimdi onun şarkılarını dinleyince huzur hissediyorum.Keşke aramızsa olsaydı.Onun gibi insanlara o kadar ihtiyacımız var ki.Kim var güvenebileceğimiz artık?Hepsi biraz daha para kazanabilmek için, şöhretini arttırabilmek için saçma sapan reklamlara, magazin haberlerine güveniyorlar.Yine sorayım:Kime güvenelim?Ben yine Barış Manço'ya güveniyorum.Yine açıyorum onun şarkılarında neşeleniyorum, hüzünleniyorum.Ama onu çok özlüyorum.Böyle bir kaç büyük adam var çok özlediğim...Onları çok seviyorum.