21 Aralık 2011 Çarşamba

yalnız da ayağa kalkabilirim


aşkmış hiç olmayan bir tanrıya inanmak
anlamı olmayan kelimelermiş dualarımız
elini kesip bacağındaki acıyı unutabilir misin?
yüzüme yapışmış bu yalanın izlerini hangi makyajla kapatabilirsin?
bana artık inanmadığım bir güneşi doğurabilir misin?

ben kaybettiğin sesim
öldürdüğün melek
ben o'yum
içindeki en büyük kayıp
kalbindeki siyah iz
yüzündeki sessizlik
sükûnetle gömdüğün
metanetle başında beklediğin
ben artık;
varım yok oluşundan doğan
insan dilindeki...

18 Aralık 2011 Pazar

paris




bu kartı sana Paris'ten atıyorum

çok türkçe bir aşkın ortasında
çok türkçe bir yağmurun mağarasında
çift kâğıtlının son dumanına sinen erezyonda
kelimelerden
beni aşağılayan, bir hiç yerine koyan kelimelerden
ve tehlikeli, korkunç hayvanlardan kurtulduğum,
kendime doğru
bir çıkış yolu bulduğum
güzel bir zamanda..


bu kartı sana paris’ten atıyorum:

bugün mavinin ayrı bir havası
bugün rüzgârın özel bir şıklığı var,
bugün kuşların yaşgünü çünkü sevgilim!
bugün kuşlarla senden, senin
o çok efkârlı ellerinden konuştuk uzun uzun
bugün kuşlarla senin resmini çizdik
bütün karakol duvarlarına
biraz sandviç yedik, biraz su içtik seni düşünerek
allahına kadar fırlamaydık senin anlayacağın
bugün kuşların yaşgünü çünkü sevgilim
bugün kuşlara senin ismini armağan ettim!
...
                                                    Küçük İSKENDER 

15 Aralık 2011 Perşembe

zaman

Üşüyorum...
Bir daha üşümemek umuduyla yıllardır üşüyorum.
İleride biri beni sevecek umuduyla sevmiyorum....
Duyuyorum, biri isyan ediyor, ağlıyor , bağırıyor..
Susuyorum, hayal ediyorum
En güzel yerinde bir yere takılıyor ayağım,
Düşüyorum...
Zaman geçmiyor,
Büyüyemiyorum..
Hiç bir şey değişmiyor ki hayatımda
Sevilmiyorum...
Diğer insanlardan farkımı düşünüyorum,
Bulamıyorum...
Çünkü onları tanımıyorum...
Onların çok sevenleri var belki ama
Ben sevmiyorum...
Ne olacağını da bilmiyorum işte,
Geçmesini istiyorum sadece...
Zamanın ilerleyemediği bir yerde,
Değişmek istiyorum...

13 Aralık 2011 Salı

kırmızı minibüs

Bizim mahallede bir minibüs vardı.Bilmem kaç modeldi ama çok eski olduğu belliydi.Yıllarca bizi gözledi.Biz yeni gelmiştik Edirne'ye o bizi karşılamıştı.Yıllardır günaydın demeden geçmezdim bazen dersaneden dönerken akşam olurdu , ben o bomboş sokaktan korkarak geçerken o beni teselli ederdi 'ben bu mahalleyi iyi tanırım korkulacak bir şey yok ' derdi.Çocuklarla çok iyi arkadaştı onlarla hep oyun oynardı .Artık mahallenin emektarı olmuştu.Ona çok güvenirdim onu çok severdim ama bunu pek bilmezdim.Bugün yine okul dönüşü onu kaldırdıklarını gördüm bir anda  bana Edirne'de geçirmiş olduğum yılları, çocukluğumu yine hatırlattı bana  aslında o yılların güzel yıllar olduğunu söyledi.Onu çekiciye bindirdiler giderlerken arkasından baktım bizim minibüsün arkasında sürekli yazılı duran 'beni yıka' yazısını da son defa okudum.Seslendi bana 'Yıllar geçecek ' dedi.' Çok yıllar geçecek ve bir gün buraya geleceksin.İşte o zaman az da olsa aklında kalan karelerde ben de olayım' dedi.Çocukluğumdan kalan bir o kalmıştı. Herkes gitmişti.Herkes değişmişti.Ne çocuk Çağla vardı ne çocuk Umay ne de Ayşe.Uyardı beni son defa 'Hiç kimse gitmedi aslında ' dedi 'Herkesi birileri götürdü...  '

6 Aralık 2011 Salı

yalnız


Böyle sorunlarla dolu saçma sapan şu dünyada özgür bir ruha kavuşmak çok isterdim, rahatça kim ne der korkusu yaşamadan düşündüklerimi düşündüğüm kadar akıcı bir şekilde söyleyebilmek isterdim, bütün dünyayı gezip bütün insanlarla konuşmak isterdim, kendim olmak isterdim ,şiirler yazmak isterdim istediğim adama seni seviyorum işte ya diyebilmek isterdim, bana ters bir şey söyleyen birine aman tatsızlık çıkmasın diye susmak değil de lafını yapıştırmak isterdim ,birinin çok yakın arkadaşı birinin de sevgilisi olmak isterdim.
ne demiş şair:

Yalnız
Duymuş olduğunun sağırı,
Görmüş olduğunun körü
Dür..
Ölür ölür öldürür,
Öldürür öldürür ölür.
Duyduklarını unutur,
Duyacaklarını düşünür.

3 Aralık 2011 Cumartesi

içimde hergün ölen umutlar var
olsun zaten aşklar hep böyle..