ben sana dayanamam..
25 Kasım 2012 Pazar
18 Kasım 2012 Pazar
Hiç
Ne zamandan beri bloğuma girip yazılarımı inceliyorum, çok uzun da kalamıyorum çünkü artık anlamsız geliyor yazdıklarım. Ben anlayamıyorum, insan bu kadar kısa sürede nasıl değişebilir? Aslında hepsini silip en baştan başlamak istiyorum, bu bloğa , herşeye.. Ama onu ben yapamıyorum işte istesem de yapamıyorum. Öyle anlar yaşıyorum ki bütün duyguların karışmış olduğu, hiç bir şey anlamıyorum, hiç bir şey...
6 Ekim 2012 Cumartesi
true love waits
Başka hayatların, başka karelerine bakarken, kulağımda yabancı bir ses, sol tarafımda gerçek bir ağrı var.İçimde huzursuzluk, gelmeyen İzmir'in sonbaharına sitem, Edirne'nin sonbaharına özlem var.
I'm not living,
I'm just killing time..
I'm not living,
I'm just killing time..
4 Ekim 2012 Perşembe
sonbahar
Bir şeyler yazmak istedim, isterdim ama yazamıyorum
Birini çok seversin ama o çok uzaktadır, cesaret edemezsin sadece hayal edersin.
Birisini çok seversin ama onun senden haberi yoktur, onu görmeyi seversin, takip etmeyi.
Sonbaharı çok severim ama soğuk sonbaharı, büyük ağaçları, turuncu sarı ve kahverengi kurumuş yaprakların üstüne bastığımda çıkan sesleri severim ve tam akşam olurken o alacakaranlığı severim, yukardan bakılınca dibi görünmeyen sürüp giden o nehri severim , sonbaharı severim, Edirne'yi, annemi severim.
Kalabalığın arasında bir insan olduğumu düşünmeyi severdim, herhangi bir tarihsel değeri olmayan düzensiz binalara yüksekten korkarak bakmayı severdim, tehlikenin içinde insanlara güvenerek yaşamayı severdim, bir şehri içinde binlerce şehri keşfetmeyi severdim güzel bir oyundu bu benim için. Çocukluğumu çok sevdim ve en çok İstanbul'u sevdim.Bir gün bir gazete okudum çocukken 'İstanbul yaşlı bir kadın' diyordu her kimse şaşırmıştım, kabul etmiştim sanki nesnel bir yargı gibi:) Ama İstanbul benim için bir erkekti, hala da öyle. Otuzlu yaşlarında bir erkek..Nedenini bilmiyorum.
Hasret yaşatıyor sanırım...
Birini çok seversin ama o çok uzaktadır, cesaret edemezsin sadece hayal edersin.
Birisini çok seversin ama onun senden haberi yoktur, onu görmeyi seversin, takip etmeyi.
Sonbaharı çok severim ama soğuk sonbaharı, büyük ağaçları, turuncu sarı ve kahverengi kurumuş yaprakların üstüne bastığımda çıkan sesleri severim ve tam akşam olurken o alacakaranlığı severim, yukardan bakılınca dibi görünmeyen sürüp giden o nehri severim , sonbaharı severim, Edirne'yi, annemi severim.
Kalabalığın arasında bir insan olduğumu düşünmeyi severdim, herhangi bir tarihsel değeri olmayan düzensiz binalara yüksekten korkarak bakmayı severdim, tehlikenin içinde insanlara güvenerek yaşamayı severdim, bir şehri içinde binlerce şehri keşfetmeyi severdim güzel bir oyundu bu benim için. Çocukluğumu çok sevdim ve en çok İstanbul'u sevdim.Bir gün bir gazete okudum çocukken 'İstanbul yaşlı bir kadın' diyordu her kimse şaşırmıştım, kabul etmiştim sanki nesnel bir yargı gibi:) Ama İstanbul benim için bir erkekti, hala da öyle. Otuzlu yaşlarında bir erkek..Nedenini bilmiyorum.
Hasret yaşatıyor sanırım...
15 Eylül 2012 Cumartesi
Günaydın!
Merhabalar.
Bugün bir karar vericeğim: ya yazar olacağım ya da artık bunu canım sıkılınca yaptığım bir iş olmaktan çıkarıp hiç yapmayacağım.
Ne kadar saçma bir insanım! Bu yazıyı yazmadan önce zaten kararımı vermiştim.
Ama düzen vereceğim artık, sadece bunun için değil.Bütün hayatımı düzene sokacağım.Bu beni mutlu edecek, göreceksiniz..
14 Eylül 2012 Cuma
Şartları sen koymadın ki
Sana sanal bir dünya
Sundular
Gözlerini bağladılar
Seni hep korkuttular
İnanmanı sağladılar
Simdi bir kıyıda durmus
Uzaklara bakmaktasın
Heyecanlısın
Okyanuslar bilinmez
Ürkütebilir seni
Uzat elini
Hayat hergün yeniden baslar
Aç güzelim saçını
Savursun rüzgar
Aç güzelim saçını
Güneş parıldatsın
Aç güzelim saçını
Yağmur ıslatsın
Dökülsün damlalar
Tellerinden
Biliyorum seni saran o çemberi
Biliyorum özgürlük emek ister...
30 Ağustos 2012 Perşembe
süre
Bir süredir yazmıyorum çünkü bir süredir nasıl hissettiğimi bilmiyorum.Yıllardır beklediğim an geldi, artık farklı bir şehirde farklı insanlarla yaşıyorum.Aslında farkettim ki hani büyükerimiz derler ya 'Her işte bir hayır var' diye gerçekten doğruymuş.Her yaşadığımdan bir sonuç çıkarmaya ve kendimi tanımaya başladığım için de mutluyum.Tabiyki bütün sorunlarımı çözemedim fakat nasıl çözebileceğimi biliyorum artık.
Bir de bazen neden bir şeyim de kolay yapılmıyor diyorum mesela artık okula gitmek için bir buçuk saat yol çekeceğim her gün .Ama sonra farklı olduğumu düşünüyorum.Biliyorum, fazla iyimserim ama öyle olmasa bu dünya çekilmez ki.
Bir de bazen neden bir şeyim de kolay yapılmıyor diyorum mesela artık okula gitmek için bir buçuk saat yol çekeceğim her gün .Ama sonra farklı olduğumu düşünüyorum.Biliyorum, fazla iyimserim ama öyle olmasa bu dünya çekilmez ki.
23 Ağustos 2012 Perşembe
şey
Merhaba yeni hayat!
Uğruna en sevdiklerimi bırakıp geldiğim yeni hayat.
Şu an hala idrak edemedim, hala sanki bir kaç zaman sonra 'evime' dönecekmişim gibi geliyor.Hala konuşurken 'bizim evde...' diyorum 'eski' evim için.Ama artık 'yeni' evimdeyim.İstediğim buydu.Bir şeyler kazanmak için, birşeylerden 'vazgeçmek' demeyelim de 'uzaklaşmak' gerekiyor.Bu zamana kadar çok şeyden uzaklaştım,aslında bu benden çok şey aldı ama yerine mutlaka bir şeyler koydu.Şükrettiğim, bu zamana kadar yaşadıklarımda boşluk olmaması.Bazen çok kötü, bazen çok iyi ama yine de geri dönüp baktığım zaman 'iyi ki yaşamışım' diyebileceğim şeyler.Şimdi önümde kendi kararlarımın hakim olduğu ve yaptıklarımın sorumluluklarının tamamen bana ait olduğu bir dönem var.Galiba işte ben de bundan korkuyorum.
Uğruna en sevdiklerimi bırakıp geldiğim yeni hayat.
Şu an hala idrak edemedim, hala sanki bir kaç zaman sonra 'evime' dönecekmişim gibi geliyor.Hala konuşurken 'bizim evde...' diyorum 'eski' evim için.Ama artık 'yeni' evimdeyim.İstediğim buydu.Bir şeyler kazanmak için, birşeylerden 'vazgeçmek' demeyelim de 'uzaklaşmak' gerekiyor.Bu zamana kadar çok şeyden uzaklaştım,aslında bu benden çok şey aldı ama yerine mutlaka bir şeyler koydu.Şükrettiğim, bu zamana kadar yaşadıklarımda boşluk olmaması.Bazen çok kötü, bazen çok iyi ama yine de geri dönüp baktığım zaman 'iyi ki yaşamışım' diyebileceğim şeyler.Şimdi önümde kendi kararlarımın hakim olduğu ve yaptıklarımın sorumluluklarının tamamen bana ait olduğu bir dönem var.Galiba işte ben de bundan korkuyorum.
17 Ağustos 2012 Cuma
gece
Acınacak durumdayım.
Bu gece evimdeki son gecem olduğu için değil, artık annemi sadece bayramlarda seyranlarda göreceğim için değil, ikinci olarak yine yine arkadaşlarıma 'hoşçakalın ben gidiyorum' demek için buluşmadığım için değil, en yakın arkadaşım olan kuzenimin bencilliğinden dolayı bana dargın olmasından değil.
Hiç bir zaman konuşmaya cesaretim olmayan birinin benle herhangi küçük bir iletişime geçmesini beklediğim için, hangi üniversiteye nereye gideceğini bilmediğim, tahminen en son 5 haziranda görmüş olduğum, sırf başkasının aldığı çiçeklerle ilgilendiği için çiçekleri sakladığım için.
Acınacak durumdayım.
Bu gece evimdeki son gecem olduğu için değil, artık annemi sadece bayramlarda seyranlarda göreceğim için değil, ikinci olarak yine yine arkadaşlarıma 'hoşçakalın ben gidiyorum' demek için buluşmadığım için değil, en yakın arkadaşım olan kuzenimin bencilliğinden dolayı bana dargın olmasından değil.
Hiç bir zaman konuşmaya cesaretim olmayan birinin benle herhangi küçük bir iletişime geçmesini beklediğim için, hangi üniversiteye nereye gideceğini bilmediğim, tahminen en son 5 haziranda görmüş olduğum, sırf başkasının aldığı çiçeklerle ilgilendiği için çiçekleri sakladığım için.
Acınacak durumdayım.
14 Ağustos 2012 Salı
üniversite
İstanbul, aslında bana çocukluğumu hatırlatıyor.Gerçek ve unutulmayacak arkadaşlıklarımı, oynadığım envai çeşit oyunları,ilk aşkı, yaramazlıklarımı...İstanbul benim için birkaç tane minare, alışveriş merkezi ha bir de köprüden ibaret değil. Yaşamak istediğim ama yaşayamadığım gençliğim İstanbul. Yaşayamadığım lise yıllarım, yaşayamayacağım üniversite yıllarım. Bunun nedeni başkalarının kendi hayatlarını yaşamak istemesi ve benim de onların hayatını yaşamamı istemeleri. 'Eee yaşama o zaman' .Olmuyor işte yaşama demekle olmuyor.
8 Ağustos 2012 Çarşamba
5 Ağustos 2012 Pazar
eskilerden
Yumuşak bir hava,
kuşların sesi ve tam kararmamış gökyüzündeki yıldızlar,
uzun bir gölge ve kömür kokusu,
tanımadığım insanların sesleri ve ağzımda sevdiğim bir şarkının mırıltısı
ilk güneş, ilk sevinç, ilk adım, ilk nefes,ilk çocukluk, ilk yalnızlık.
zaman geçtikçe belirginleşen bir yıldız,
tamamlanamayan cümleler
yüklemi olmayan bir son.
kuşların sesi ve tam kararmamış gökyüzündeki yıldızlar,
uzun bir gölge ve kömür kokusu,
tanımadığım insanların sesleri ve ağzımda sevdiğim bir şarkının mırıltısı
ilk güneş, ilk sevinç, ilk adım, ilk nefes,ilk çocukluk, ilk yalnızlık.
zaman geçtikçe belirginleşen bir yıldız,
tamamlanamayan cümleler
yüklemi olmayan bir son.
18
Saat 18.40.18.40 benim için büyük bir anlam teşkil ederdi düne kadar .Saçma sapan ama BÜYÜK bir anlam söylemeyeceğim, zaten söylesem bana gülersiniz.Bu muydu dersiniz ne kadar salakça.Takarım işte ben bazen böyle şeylere.Dakikalara, bazen bir taşa takılırım bazen de duvardaki bir yazıya bazen de eski defterlerin arasındaki merhaba bugün günlerden şu ben de şu yaşındayım diye yazdığım saçma yazılara. Bazen de günlüklerime, günlüklerimde daha bariz gördüğüm kararsızlıklarıma ,kararlarıma.Bazen de bir doktora takarım 18 yaşında bir çocuk olan benim doktorlardan korkmama ve sevmememe neden olduğu için. Bazen kardeşime takılırım. Bazen kendime:Korktuğum ve olmasını istemediğim ama olacak şeyler sık sık söyleyerek etrafımdakileri üzdüğüm için.Özür dilerim.
4 Ağustos 2012 Cumartesi
3 Ağustos 2012 Cuma
yalnız kuş
Bende bir aşk var,
Onu hep yanlış kalplere bıraktım.
Bende bi aşk var,
Onu soğuk yataklarda harcadım.
Tutup dileğimi neden köksüz ağaçlara adadım?
Bende bir aşk var,
Onu hep kırık yelkenlere bağladım.
Senin gökyüzünde benim yerim yoktu,
Kuru dallarında kanatlarım kırılıp koptu.
Senin toprağında benim evim yoktu,
Kader aynı sondu yazdığı son hikaye buydu...
Barış
Birden bir Barış Manço şarkısına rastladım biraz önce ve duygulandım.Çünkü Barış Manço'nun yeri bende çok farklıdır.Benim küçüklüğüm onun son dönemlerine rastlamış olsa bile o benim çocukluk kahramanımdı.Adam Olacak Çocuk'u izlerdim,şarkılarını çok severdim.Onunla tanışamamış olsam bile onun sesini, gülüşünü sevdim.Çünkü o çocukları çok seviyordu ve ben de küçük bir çocuktum..Şimdi onun şarkılarını dinleyince huzur hissediyorum.Keşke aramızsa olsaydı.Onun gibi insanlara o kadar ihtiyacımız var ki.Kim var güvenebileceğimiz artık?Hepsi biraz daha para kazanabilmek için, şöhretini arttırabilmek için saçma sapan reklamlara, magazin haberlerine güveniyorlar.Yine sorayım:Kime güvenelim?Ben yine Barış Manço'ya güveniyorum.Yine açıyorum onun şarkılarında neşeleniyorum, hüzünleniyorum.Ama onu çok özlüyorum.Böyle bir kaç büyük adam var çok özlediğim...Onları çok seviyorum.
30 Temmuz 2012 Pazartesi
gün
Bu gün de her gün gibi sıradan başladı.Sıradan ve sıkıntılı.Bu gün neler olacak aslında bilmiyorum ama benim kafamı kurcalayan bir kaç hafta sonra ne olacağı.Belki benim için güzel ama çevremdekileri nasıl etkileyecek bilmiyorum.Şu işin altından kimseyi üzmeden kalkmak istiyorum.İnsan sadece anını mı yaşamalı? Yani gerçekten kitaplarda yazanlar gibi veya ünlü sözlerdeki gibi.Ama gelecekteki anlara hazırlıksız yakalanmak istemiyorum sanırım ve bu yüzden çok düşünüyorum.Bunu yenmek istiyorum de şu an bu mümkün mü bilemiyorum.
29 Temmuz 2012 Pazar
23 Temmuz 2012 Pazartesi
10 Temmuz 2012 Salı
6 Temmuz 2012 Cuma
Şiirsiz, kitapsız, zevksiz geçen, su gibi geçen günler..
Elimi uzatsam tutabileceğim ama uzatmaya cesaret edemediğim,
Her şeyi çok iyi anlamama rağmen, uygulayamadığım kararlar..
Her zaman isyan eden 'bu ben değilim' diyen ben
Ne oldu şimdi?
Hep başkalarına suçu atıp, yaşamadığı, yaşayamadığı gençlik eğlencesini, mutluluğunu yaşamaya cesareti olmadığını anladı.
Fakat hiç bir şey olmadı.
Hiç bir şey değişmedi.
Hala gelecekte başkalarını suçlayacağım hataları yapıyorum hem de kendi irademle.
Hep medet umuyorum şanstan, kaderden.
Kenara çekilmişim, sadece izliyorum.
Cesaretin azimden daha önemli olduğunu anladım.
Fakat hiç bir şey olmadı.
Hiç bir şey değişmedi hayatımda.
Hala şu kapalı şehirde fanus gibi tıkılı olduğumu düşünüyorum.
Kapıların açık olduğunu biliyorum.
Ama dışarı çıkmıyorum.
Çıkamıyorum değil.
Bunun için başkalarını suçluyorum.
Bunu yenebileceğimi biliyorum.
Ama yenmiyorum, yenemiyorum değil.
Öyle alışmışım ki bu hayata,
Öyle benimsemişim ki suçlamayı kaderi, şansı
Kolay geliyor bunu yapmak
Rahatça yatıyorum yatağıma, zorlanmadan uyuyorum.
'Şanssızım' diyorum 'yapacak bir şey yok.'
'olması gereken bu zaten.'
Seviyorum sevilmesi gerekeni,
Ama onun beni sevdiğini duymaya cesaretim yok.
Elimi uzatsam tutabileceğim ama uzatmaya cesaret edemediğim,
Her şeyi çok iyi anlamama rağmen, uygulayamadığım kararlar..
Her zaman isyan eden 'bu ben değilim' diyen ben
Ne oldu şimdi?
Hep başkalarına suçu atıp, yaşamadığı, yaşayamadığı gençlik eğlencesini, mutluluğunu yaşamaya cesareti olmadığını anladı.
Fakat hiç bir şey olmadı.
Hiç bir şey değişmedi.
Hala gelecekte başkalarını suçlayacağım hataları yapıyorum hem de kendi irademle.
Hep medet umuyorum şanstan, kaderden.
Kenara çekilmişim, sadece izliyorum.
Cesaretin azimden daha önemli olduğunu anladım.
Fakat hiç bir şey olmadı.
Hiç bir şey değişmedi hayatımda.
Hala şu kapalı şehirde fanus gibi tıkılı olduğumu düşünüyorum.
Kapıların açık olduğunu biliyorum.
Ama dışarı çıkmıyorum.
Çıkamıyorum değil.
Bunun için başkalarını suçluyorum.
Bunu yenebileceğimi biliyorum.
Ama yenmiyorum, yenemiyorum değil.
Öyle alışmışım ki bu hayata,
Öyle benimsemişim ki suçlamayı kaderi, şansı
Kolay geliyor bunu yapmak
Rahatça yatıyorum yatağıma, zorlanmadan uyuyorum.
'Şanssızım' diyorum 'yapacak bir şey yok.'
'olması gereken bu zaten.'
Seviyorum sevilmesi gerekeni,
Ama onun beni sevdiğini duymaya cesaretim yok.
adsız
Ben aslında hiç böyle değilim inan ki
Nasıl biriyim ben de bilmiyorum
Saçım siyah mı, tenim beyaz mı farkında değilim, emin değilim.
Susuyorum bazen
Yalnızlığım beni içine çekiyor.
Kendimi kontrol edemiyorum
Savrulup gidiyorum, kendimi bırakıyorum
Seviyor muyum, seviliyor muyum bilmiyorum
Susuyorum bazen,
Konuşmuyorum uzun süre
Hangi dünyadayım farkında değilim
Gitmeli mi, kalmalı mı?
Karar veremiyorum.
Bu sesleri duyan ben miyim?
Ben miyim yine içine kapanan?
Özgür müyüm, tutsak mı?
Seviyor muyum, seviliyor muyum bilmiyorum
Susuyorum işte
Sadece susuyorum.
Nasıl biriyim ben de bilmiyorum
Saçım siyah mı, tenim beyaz mı farkında değilim, emin değilim.
Susuyorum bazen
Yalnızlığım beni içine çekiyor.
Kendimi kontrol edemiyorum
Savrulup gidiyorum, kendimi bırakıyorum
Seviyor muyum, seviliyor muyum bilmiyorum
Susuyorum bazen,
Konuşmuyorum uzun süre
Hangi dünyadayım farkında değilim
Gitmeli mi, kalmalı mı?
Karar veremiyorum.
Bu sesleri duyan ben miyim?
Ben miyim yine içine kapanan?
Özgür müyüm, tutsak mı?
Seviyor muyum, seviliyor muyum bilmiyorum
Susuyorum işte
Sadece susuyorum.
25 Haziran 2012 Pazartesi
geldim
Beni çağırmadınız, kalkıp ben kendim geldim
Uzaklardan size bir haber getirdim geldim.
Bıraktıklarınızdan, unuttuklarınızdan,
Sımsıcak-anılası günler getirdim geldim.
Gömütleri andıran yapılarınızdaki
Yaşantılarınıza evler getirdim geldim.
Tek-tek, ayrık-soluyan bitkiseller yerine
Yüzyüze-dönük-gülen sizler getirdim geldim.
Solarken suladığım, koparken bağladığım,
Ölürken canladığım sözler getirdim geldim.
Özdemir Asaf
Uzaklardan size bir haber getirdim geldim.
Bıraktıklarınızdan, unuttuklarınızdan,
Sımsıcak-anılası günler getirdim geldim.
Gömütleri andıran yapılarınızdaki
Yaşantılarınıza evler getirdim geldim.
Tek-tek, ayrık-soluyan bitkiseller yerine
Yüzyüze-dönük-gülen sizler getirdim geldim.
Solarken suladığım, koparken bağladığım,
Ölürken canladığım sözler getirdim geldim.
Özdemir Asaf
bilmiyorum
Uzun zaman oldu.Aslında nasıl başlayacağımı bilmiyorum.Ne yazacağımı da bilmiyorum.Bildiğim şey yazmak istemem.Evet bitti, hep bu anı bekledim çünkü yeni bir hayata adım atacağım yakında.Şu anda ortadayım ne olacağını bilmiyorum.Ama yeni bir hayata başlamak çok istiyorum .Yen bir hayata başlarken yine bir veda olacak, yine sevdiklerimden ayrılacağım.Ama bu sefer farklı olacak,onları hiç bırakmayacağım, onları hep çok seveceğim.
İçimde bir heyecan var .Hem heyecan hem korku hem sevinç hem de üzüntü..
İçimde bir heyecan var .Hem heyecan hem korku hem sevinç hem de üzüntü..
15 Ocak 2012 Pazar
13 Ocak 2012 Cuma
Mavi
Gökyüzü mavi değil mi?
Bunu yalnış bilmiyorum?
Bulutlar bayazdır, gül güzel kokar
İnsanlar iyi midir gerçekten?
Ben öyle biliyorum, biliyorum…
Biz neyiz?
Kukla mıyız birilerinin elinde?
Peki nasıl bir kuklayız?
Gülebiliyoruz biz bazen,
Ağlıyoruz da.
Kural mıdır bu?
Bir bardak, süs eşyası veya cam olan bir şey işte,
Hani yere atarsın da kırılır ya,
Hayallerimiz böyledir di mi?
Ben böyle biliyorum çünkü
Sevmeyen ve sevilmeyen bir insan
Etrafına bakar da sorar
‘Farkım ne?’ diye
Bulur veya bulamaz
Hani bazı insanlar vardır,
Seçim yapmazlar, yapamazlar.
Onların seçimi yapılmıştır çünkü
Önceden, çok önceden,
Doğmadan önce ne kendisi,
Ne annesi ne babası ne de dünyası...
Hani bir dünya vardır ya,
Hani bir denge vardır ya sürekli bahsedilen
Hani bir çocuk vardır ya sorar bazen
‘Neden?’ der
‘Neden ben burdayım da o öbür tarafta’
Hani bazı insanlar vardır,
Hep suçludurlar
Doğduklarından beri
Adları konulduktan beri
Kimlikleri çıktıktan beri
Sonra birden ‘Neden?’ derler
‘Neden ben sadece blr seslm?
Nerden çıktığı bilinmeyen
Gaipten geldi denen
Uzayda kaybolup giden’
‘Neden?’ der ‘Neden?’
‘Neden ben o değilim
Neden o ben değil?’
Sonra birden ‘Neden?’ der
‘Neden ben bir noktayım?
Sadece bir isim
Sadece blr ayrıntı
Olmasa da olan,
Varlığının fark edilmediği,
Yokluğunun hissedilmediği.’
Bazı kelimeler vardır,
Söylenemez, söylenmez işte,
Kalbiyle ağzı arasında kalır.
Bazısı da ‘beyin’ der.
Ama gökyüzü mavi değil mi?
Bilemiyorum…
geçmesi istenen zaman
çok üzgün yorgun ve bitkinim.aslında şu günlerde olanlara, durup dururken olanlara bakarsam ; aslında ben ne mutlu insanmışım ya.Ne rahat, huzurlu, mutlu… Yine de ‘mutlu kelimesini tam anlamıyla yaşamış olduğumu düşünmüyorum ama yine canımın istediğini yapabiliyordum en azından.Fakat şimdi sonunun ne olduğunu bilmediğim bir yol için çabalıyorum aslında.Bu yola girmem gerekiyor ama aksi taktirde o durakta kalmaktan başka bir şansım yok.Biliyorum rahatlayacağım kısa bir süre sonra ama bu rahatlamanın nasıl olacağını gerçekten merak ediyorum.Sevinç veya hüzün…Sonuç ne olursa olsun duygularımın içinde bu ikisi de mutlaka olacak ama hangisi ağır basacak işte acı veren soru bu .şansı insan hayatında ne kadar büyük yere sahip olduğunu bu günlerde daha iyi anlıyorum.Ne diyim umarım şans benim yanımda olur…
8 Ocak 2012 Pazar
kadın
Kadına şiddet;
Kadınlara sadece kadın oldukları için yapılan şiddettir.Erkeklerden fiziksel ve ruhsal olarak farklı olduğu için uygulanan şiddettir.Kadına şiddet acizlik, tedavisi olmayan bir hastalıktır;www.ihd.org.tr/index.php?option=com...kadina...hayir...
Kadınlara sadece kadın oldukları için yapılan şiddettir.Erkeklerden fiziksel ve ruhsal olarak farklı olduğu için uygulanan şiddettir.Kadına şiddet acizlik, tedavisi olmayan bir hastalıktır;www.ihd.org.tr/index.php?option=com...kadina...hayir...
-Bizler, Türkiye'de %97'si şiddet gören kadınlarız!
-Bizler, Adana'da sokak ortasında, polislerin gözü önünde vahşice bıçaklanan kadınız!
-Bizler, Diyarbakır'da, kendilerine ve kocalarına bilgi verilmeden kısırlaştırılan 17 kadınız!
-Bizler, namus(!) cinayetleri sonucunda yaşamımızı yitiren yüzlerce sessiz kadınız!
-Bizler, cinsel yönelimlerimiz nedeniyle işinden kovulan, evinden çıkartılmaya çalışılan, TC mahkemelerince 'lezbiyen anneye kız çocuğu verilmez' kararıyla velayet hakkı elinden alınan, devletin tüm organları ve toplum tarafından yok sayılan, aşağılanan kadınlarız!
-Bizler, türban taktığımız için, çalışmak istediğimiz için, gece sokağa çıktığımız için, eylem yaptığımız için saldırıya uğrayan kadınlarız!
-Bizler, gözaltında tecavüze uğrayan, jandarma ve emniyet güçleri önünde sorgusuz sualsiz 'bekaret kontrolü'(!) yapılan kadınlarız!
Biz diyoruz ki; yaşadıklarımız yalnızca sonuçtur. IMF ve savaş politikalarıyla derinleştirilen mülkiyet ilişkileri, sömürü mekanizması, işsizlik, yoksulluk ve eğitimsizlik, aile içi şiddetin, cinnetlerin, intiharların, cinsel tacizin, fuhuşun, hırsızlığın inanılmaz boyutlara gelmesine neden olmuştur. Güneydoğu'da islami ve milliyetçi nitelikli bir muhafazakarlaşmanın ve feodal yapının yanısıra, son 15 yıllık çatışma da göç ve değerler bunalımına, otoriter devlet anlayışının pekişmesine, kadına yönelik siyasi ve toplumsal baskının artmasına yol açmıştır.Emeğimiz içinGeleceğimiz içinBedenlerimizin Sahibi olmak için Mücadeleye!Cinsel, Ulusal, Sınıfsal Sömürüye Hayır!Evde, İşyerinde, Sokakta Cinsel Şiddete Son!Savaşa Hayır!
umut
Yeni yıl, yeni umutlar, yeni insanlar, yeni bir hayat, yeni bir şehir, yeni bir dünya...
Sadece umut, güzel bir dünya duaları, sevgi, mutluluk, sevinç...
Her biten kötü yılın yılların ardından , belki bir umut;
'Savaş olmasın'
'Kimse ölmesin'
'Kimse üzülmesin'
'Kimse ağlamasın'
Herkes ama herkes mutluluğu hak eder.Herkes mutlu olsun bu sene...
Kaydol:
Yorumlar (Atom)

